
Cins - Ekim 2025 Sayı / 121
121. Sayı - Ekim 2025 FİLİSTİN BİR İÇERİK DEĞİLDİR Dünyanın gözü bir kez daha ekranlara çevriliyken -bir maç, bir dizi, algoritmanın seçtiği “gündem”- biz; bir başka yerde ve başka bir vakitte, sözün nereye, nasıl ve hangi bağlamda konacağını düşünmeyi seçiyoruz. Çünkü “önem” de tıpkı dil gibi bağlamında kurulur; doğru yerde, doğru sözle. Kendi gündemimizle meşgul olma hakkımızı ve mesuliyetimizi hatırlatıyoruz. Çok yaşasın, gündemin gürültüsünü yarıp “asıl mesele”ye dönen o dikkat! Filistin, bir “içerik” değildir; hızla tüketilen bir akış da değil. Haritanın kenar boşluğunda bırakılmış, alt yazıya sığdırılmış bir veri hiç değil. Orada henüz tamamlanmamış cümlelerin, yarım kalmış oyuncakların, evlerin hafızası var. Ve dilin grameri bile çoğu kez gerçeği saklıyor; “yıkıldı”, “öldü”, “çatışma çıktı.” Kim yıktı, kim öldürdü, kim zulmetti? Edilgen cümleler çoğaldıkça vicdanın kasları zayıflıyor. Bu dile çekidüzen veriyoruz: Faili görünür kılan, mazlumu adıyla çağıran, yasın estetiğini değil adaletin hesabını tutan bir dilin peşinde olmaya devam edeceğiz. Çünkü Filistin, bir taraflar denklemi değildir. “Denge”nin konforuna sığınmayı reddediyoruz; terazi hassasiyeti değil, hakikatin ağırlığı ilgilendiriyor bizi. İsimleri iade etmek, tanıklığı teyit etmek ve “biz” tarifini Türkçede yeniden kurmak istiyoruz. “Biz” dediğimiz, incineni kollayan; kavramları sisle bulanıklaştıran bütün perdeleri yırtmakta ısrar eden bir kararlılık… Biliyoruz: Unutmak zulmün en sadık müttefiki. * Okura çağrımız açık: Bir şeyin adını koyun, unutmayın, itiraz edin. Çünkü hakikat, seyirlik olduğunda tüketilir; tarafı olunduğunda korunur. Bir ses başka bir sesi çağırır; bir doğru cümle, bir diğerini ayağa kaldırır. Biz buradayız: Kelimeleri yerinden kaldırmak, ayrıntıyı yerine koymak ve adaleti çağırmak için. Onların kapısında sadaka dilenmeyip onları kızdırmaya devam etmeliyiz. Ve elbette her günün soruları bunlar: “Celladın arkasında kimler var? Maaşını kaç kapıdan alır ve hangi para birimi? Amerika’da kursu kaçıncı bitirmiş?” * “Mark Twain’in Kuzey Amerikalı emperyal birliklerin Filipinler ve başka yerlerde yaptıkları katliamları hedef alan acımasız ironilerini kimse yayımlamak istemiyordu. 1901’de şöyle dedi: “Sadece ölülerin ifade özgürlüğü var. Sadece ölülerin gerçeği söyleme hakkı var.” Ölmeden önce gerçeği söylemek, gerçeğin yerini tutmak zorundayız
Tüm Özellikler (0 Yorum)Satıcı Bilgileri:
60,00 TL
+ Kargo Ücreti
Fiyat geçmişi verisi yeterli değil.
Fiyat Analizi
Cins - Ekim 2025 Sayı / 121 icin Fiyat analizi
Bu ürün için fiyat geçmişi bulunamadı.
Cins - Ekim 2025 Sayı / 121 Ürünün Özellikleri
121. Sayı - Ekim 2025 FİLİSTİN BİR İÇERİK DEĞİLDİR Dünyanın gözü bir kez daha ekranlara çevriliyken -bir maç, bir dizi, algoritmanın seçtiği “gündem”- biz; bir başka yerde ve başka bir vakitte, sözün nereye, nasıl ve hangi bağlamda konacağını düşünmeyi seçiyoruz. Çünkü “önem” de tıpkı dil gibi bağlamında kurulur; doğru yerde, doğru sözle. Kendi gündemimizle meşgul olma hakkımızı ve mesuliyetimizi hatırlatıyoruz. Çok yaşasın, gündemin gürültüsünü yarıp “asıl mesele”ye dönen o dikkat! Filistin, bir “içerik” değildir; hızla tüketilen bir akış da değil. Haritanın kenar boşluğunda bırakılmış, alt yazıya sığdırılmış bir veri hiç değil. Orada henüz tamamlanmamış cümlelerin, yarım kalmış oyuncakların, evlerin hafızası var. Ve dilin grameri bile çoğu kez gerçeği saklıyor; “yıkıldı”, “öldü”, “çatışma çıktı.” Kim yıktı, kim öldürdü, kim zulmetti? Edilgen cümleler çoğaldıkça vicdanın kasları zayıflıyor. Bu dile çekidüzen veriyoruz: Faili görünür kılan, mazlumu adıyla çağıran, yasın estetiğini değil adaletin hesabını tutan bir dilin peşinde olmaya devam edeceğiz. Çünkü Filistin, bir taraflar denklemi değildir. “Denge”nin konforuna sığınmayı reddediyoruz; terazi hassasiyeti değil, hakikatin ağırlığı ilgilendiriyor bizi. İsimleri iade etmek, tanıklığı teyit etmek ve “biz” tarifini Türkçede yeniden kurmak istiyoruz. “Biz” dediğimiz, incineni kollayan; kavramları sisle bulanıklaştıran bütün perdeleri yırtmakta ısrar eden bir kararlılık… Biliyoruz: Unutmak zulmün en sadık müttefiki. * Okura çağrımız açık: Bir şeyin adını koyun, unutmayın, itiraz edin. Çünkü hakikat, seyirlik olduğunda tüketilir; tarafı olunduğunda korunur. Bir ses başka bir sesi çağırır; bir doğru cümle, bir diğerini ayağa kaldırır. Biz buradayız: Kelimeleri yerinden kaldırmak, ayrıntıyı yerine koymak ve adaleti çağırmak için. Onların kapısında sadaka dilenmeyip onları kızdırmaya devam etmeliyiz. Ve elbette her günün soruları bunlar: “Celladın arkasında kimler var? Maaşını kaç kapıdan alır ve hangi para birimi? Amerika’da kursu kaçıncı bitirmiş?” * “Mark Twain’in Kuzey Amerikalı emperyal birliklerin Filipinler ve başka yerlerde yaptıkları katliamları hedef alan acımasız ironilerini kimse yayımlamak istemiyordu. 1901’de şöyle dedi: “Sadece ölülerin ifade özgürlüğü var. Sadece ölülerin gerçeği söyleme hakkı var.” Ölmeden önce gerçeği söylemek, gerçeğin yerini tutmak zorundayız
Bu ürün için eklenmiş bir özellik veya video bulunmamaktadır.











Bu ürün için herhangi bir inceleme veya yorum bulunmamaktadır